Hamdolsun, Sıra KIBRIS Açılımına Da Geldi (Kıbrıs Peşkeşi)

Genel & Güncel Konular

Re: Hamdolsun, Sıra KIBRIS Açılımına Da Geldi (Kıbrıs Peşkeş)

İletigönderen Türk-Kan » Çrş Ara 09, 2009 1:11

Türkiye'ye protokol uyarısı

Rehn: "Türkiye bu konuda çok net bir dille uyarıldı."


Avrupa Komisyon Üyesi Olli Rehn, AB Genel İşler ve Dış İlişkiler Konseyi toplantısına ilişkin sonuç bildirgesinde Türkiye’nin Ek Protokolünü uygulaması yönünde “çok net bir dille uyarıldığı”nı söyledi. Rehn, “Zaten 8 başlık bu protokolün uygulanmaması çerçevesinden dondurulmuş durumda.Ve bütün bu fasıllar protokol yürürlüğe girmeden açılamaz” dedi.

AB Dönem Başkanı İsveç’in Dışişleri Bakanı Carl Bildt, Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton ve Avrupa Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn, Konsey toplantısının sonuçlarıyla ilgili ortak bir basın toplantısını düzenledi.

AB Haber’e göre, basın toplantısı sırasında Olli Rehn, Türkiye ile ilgili olarak “Türkiye konusunda ise AB Konseyi sonuçları, Ermenistan ile yakınlaşma, Kürt sorunu gibi çok önemli sorunlarda ilerleme kaydedildiğini kabul ediyor ve reformların devamını destekliyor.Fakat Konsey Türkiye’yi Ankara Protokolünü yürürlüğe geçirmemesi nedeniyle eleştiriyor” dedi.

“YENİ BİR BAŞLIĞIN AÇILMASINI BEKLİYORUZ”

İsveç Başkanlığı döneminde 27. başlığının (Çevre) açılmasını beklediklerini ifade eden Rehn, “Böylece AB Türkiye müzakere süreci yoluna girmiş olacak” dedi.

Bir Alman gazetecinin Rehn yönelttiği “Ankara protokolü için AB Konseyi’nin Türkiye’ye eleştirilerini sunduğunu söylediniz. Peki Türkiye bu protokolü yürürlüğe sokmazsa hala bu şekilde söylemeye devam edip aynı zamanda müzakare başlıklarını açacakmısınız ?” sorusunu ise Rehn şu cevabı verdi:

“Ankara Protokolü ile ilgili AB Konseyi’nin sonuçları çok nettir. Türkiye’ye çok net bir dille bu protokolü yürürlüğe sokması için uyarılar var. Şunu da hatırlatmak istiyorum.Zaten 8 başlık bu protokolün uygulanmaması çerçevesinden dondurulmuş durumda. Ve bütün bu fasıllar protokol yürürlüğe girmeden açılamaz. Türkiye’nin içinde olduğu bütün taraflar Kıbrıs müzakerelerine destek vereceklerdir. Böylece Kıbrıs meselesinin çözümlenmesine katkıda bulunacaklardır. Böylece Kıbrıs’ta diğer AB ülkeleri gibi birleşik ve barış içinde olacak.”

BİLDT: “PROTOKOL KONUSUNDA HEPİMİZ NETTİK”

İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt ise, basın toplantısında “Ankara Protokolü konusunda hepimiz nettik. Ben Türkiye’nin son zamanlarda yapmış olduğu çok stratejik ilerlemeler konusunda memnunlukla karşılıyorum” diye konuştu.

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Avrupa Birliği Dışişleri bakanlarının Türkiye ile ilgili kararı konusunda, ''Bu kararda bir AB üyesi ülkenin baskısıyla hoşnut olmadığımız bazı unsurlar yer almakla birlikte, Türkiye'nin genel katılım hedefi teyit edilmekte ve müzakere sürecinin bir engelle karşılaşması önlenmektedir'' dedi.

BAĞIŞ: GENEL KATILIM HEDEFİ TEYİT EDİLİYOR

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD'ye ziyaretinde resmi heyette yer alan Egemen Bağış, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Bağış, AB Genel İşler ve Dışişleri Konseyi'nin genişleme ve Türkiye'ye ilişkin kararları hakkında sorulan soruya şu yanıtı verdi:

''Bu kararda bir AB üyesi ülkenin baskısıyla hoşnut olmadığımız bazı unsurlar yer almakla birlikte, Türkiye'nin genel katılım hedefi teyit edilmekte ve müzakere sürecinin bir engelle karşılaşması önlenmektedir.

Burada hemen hemen tüm AB ülkelerinin sağduyulu bakış açılarını, kararın bu haliyle çıkmasında Türkiye lehine göstermiş oldukları gayreti taktirle karşılıyoruz. Bu noktada, özellikle İsveç dönem başkanlığının katkılarına teşekkür etmeyi bir görev biliyorum.''

-AB AÇISINDAN KIBRIS SORUNUNUN ÇÖZÜM YERİ BRÜKSEL DEĞİL, KIBRIS'TIR''-

Çevre faslının İsveç'in dönem başkanlığında açılmasını beklediklerini belirten Egemen Bağış, AB Dışişleri bakanlarının aldığı kararların Türkiye'nin AB sürecini etkileyip etkilemeyeceği yönündeki bir soru üzerine şunları kaydetti:

''Türkiye olarak, AB'ye katılım yolunda aynı heyecan, azim ve kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz.

Rum Kesimi'nin Kıbrıs sorununu AB'ye havale ederek, yaptığı yanlışları AB'ye temizletmek istemesi yeni bir durum değildir. Ne var ki AB'de sağduyu ve uzak görüşlülük unsuru ağır basmaktadır.

AB'nin Kıbrıs konusunda sağduyulu çizgiyi korumasını beklemekteyiz. AB, Türkiye'nin ve KKTC'nin çözüm isteğini, çabalarını yakından bilmektedir. AB açısından Kıbrıs sorununun çözüm yeri Brüksel değil, Kıbrıs'tır.

Bir takım gemilerin Türk limanlarına gelmesi, Kıbrıs sorununu çözmez. Rum Kesimi'nin, gemi seyrüsefer tarifeleri ile uğraşmak yerine, görüşme masasında muhatabı olan Mehmet Ali Talat ile çözüm yolunda samimi çaba harcamasını beklemekteyiz. Zaman azalmaktadır. Kıbrıs'ta çözüm ve çıkmaz arasındaki tercih Rum Kesimi'nin olacaktır.''


Gerçek Gündem, 8 Aralık 2009
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir.

Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Kullanıcı küçük betizi
Türk-Kan
Kuvva-i Milliye
 
İletiler: 6735
Kayıt: Pzt Şub 19, 2007 20:56

Re: Hamdolsun, Sıra KIBRIS Açılımına Da Geldi (Kıbrıs Peşkeşi)

İletigönderen bezgin » Sal Mar 02, 2010 21:30

Eşbaşkan : "Rumlar Darbe Vurdu"

Başbakan Erdoğan, İstanbul Kültür Üniversitesinin araştırma merkezi "Global Political Trends Center" ve TESEV'in organizasyonuyla 27 Şubatta İstanbul'da Kıbrıslı Türk ve Rum gazetecileri kabul etti.

Görüşmeye, KKTC'den Yenidüzen gazetesi yazarı Aysu Basri ve Haberdar gazetesi yazarı Hasan Hastürer, Güney Kıbrıs'ta yayımlanan Politis ve Yunanistan'da yayımlanan Elefterotipiya gazetelerini temsilen Makarios Drusiotis, Alithia gazetesini temsilen Katherina İliadi ve Cyprus Mail gazetesini temsilen Stefanos Evripidu katıldı. Toplantıda, Güney Kıbrıs-AB Müzakere Grubu Başkanı Takis Hacidimitriu ile EDİ partisi Başkanı Praksula Andoniadu da yer aldı. Grup, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ile de görüştü.

Gazeteci Hasan Hastürer'in köşesinde aktardığına göre, Kıbrıs sorunun çözümü için desteklerinin devam ettiğini bildiren Başbakan Erdoğan, "Kıbrıs sorununa çözüm çabaları çok önemli bir noktaya gelmiştir. Bu noktada gazeteci ve kanaat önderlerine önemli görevler düşüyor. Adada çözüme kavuşulması, Doğu Akdeniz'in istikrar ve işbirliği sahasına dönüşünü sağlayacak ve bundan herkes kazançlı çıkacaktır" diye konuştu.

-ÇÖZÜMÜN ÇERÇEVESİ-

"Bir çözüm bulunsa da Türkiye'nin bunu uygulayamayacağı" yönünde birtakım spekülasyonlar yapıldığına değinen Erdoğan, şöyle devam etti:

"Şunu sizlere samimiyetimle ve tüm açıklıkla ifade etmek isterim: Kurulacak yeni ortaklık, adada iki liderin çözüm müzakerelerinin çerçevesini oluşturan 23 Mayıs 2008 tarihli ortak açıklamalarındaki mutabakatlarına uygun şekilde bulunacaktır. Bu çerçevede iki kesimli, iki toplumlu ve BM Güvenlik Konseyi kararlarında tanımlandığı şekilde siyasi eşitlik temelinde federasyon olacaktır. Bu ortaklık içerisinde tek uluslararası kimliğe sahip federal hükümetin yanı sıra eşit statüye sahip bir Kıbrıs Türk kurucu devleti ve bir Kıbrıs Rum Kurucu Devleti olacaktır. Türkiye'nin desteklediği çözüm çerçevesi işte budur. Herhangi bir spekülasyona burada gerek yoktur. 2004 BM kapsamlı çözüm planları referandumuna giden süreçte olduğu gibi Kıbrıs Türk tarafının yapıcı ve samimi çabalarını destekliyor, Eylül 2008'de başlayan müzakereleri sonuç alıcı şekilde hızlandırmak için zamanın iyi değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Kıbrıs'ta çözüm gelecek kuşaklara da borcumuzdur."

-"BİR LİDER İÇİN CİDDİ BİR RİSK"-

Başbakanı Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın Kıbrıs yoğunlaştırılmış müzakereleri öncesinde, 4 Ocakta sunduğu önerileri, seçim öncesi "büyük bir siyasi fedakarlık" olarak niteledi ve "bu adımın Rum tarafınca samimi ve yapıcılıkla değerlendirilmesini beklediklerini" kaydetti ve sözlerini şöyle sürdürdü:

"Son olarak 4 Ocakta Cumhurbaşkanı Sayın Talat'ın sunduğu paket uzlaşı önerisi süreçte gerçek bir atılım şansı teşkil etmiştir. Yönetim ve Yetki Paylaşımı başlığının kapatılması ve diğer müzakere başlıklarında somut ilerlemeler sağlanarak bir kapsamlı çözüm anlaşmasının yolunun açılabilmesi için bu şans iyi değerlendirilmelidir. Sayın Talat bu paket içerisinde Kıbrıs tarihinde ilk defa çapraz oylamayı kabul etmeyi önermiştir. Bunun kıymetinin bilinmesi gerekir. Bu adım, yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde Sayın Talat ve Kıbrıs Türkleri için kuşkusuz büyük bir siyasi fedakarlık gerektirmiştir. Zira bir taraftan seçime gidiyorsunuz, seçime giderken bu ikili çalışmaları ve görüşmeleri devam ettiriyorsunuz. Bu aslında bir lider için böyle bir dönemde ciddi bir risktir. O nedenle bu adımın Rum tarafınca da aynı samimiyet ve yapıcılıkla değerlendirilmesi bizim de haklı beklentimizdir."

-RUM MECLİSİNİN GARANTİLER KARŞITI KARARI-

Kıbrıs Rum yönetimi meclisinin garantiler karşıtı kararını da eleştirerek, bunun zamansız ve çözüme vurulan bir darbe olduğunu vurgulayan Erdoğan şunları söyledi:

"Müzakerelerde gündeme bile gelmediği sırada Garanti ve İttifak anlaşmalarına karşı Rum meclisinin 18 Şubatta oybirliğiyle kabul ettiği karar, zamansızdır ve çözüme darbe vurmuştur. :shock: Bunu anlamak mümkün değildir. Bu karar, esasen 1960 anlaşmalarının çok taraflı, tüm adaya yönelik ve temel nitelikli uluslararası anlaşmalar olduğunu görmemezlikten geliyor ve aynı zamanda Kıbrıs Türklerinin garantileri vazgeçilmez gördükleri gerçeğini de göz ardı ediyor. Nitekim KKTC Cumhuriyet Meclisi, 24 Şubattaki kararıyla hem çözüm sürecine desteğini, hem de garantilerin Kıbrıs Türk halkı tarafından hayati önemde olduğunu bir kez daha vurgulamıştır."

-RUM KESİMİNİN ENGELLEMELERİ-


Rum gazeteci Makarios Drusiotis'in, Türkiye'nin Rum toplumundaki imajını düzeltmek için "yeni açılımlar düşünüp düşünmediği" sorusu üzerine Erdoğan şunları kaydetti:

"Şimdi ben samimi bir şeyler söyleyeyim: Bakınız, biz şu anda devamlı sabır çekiyoruz. Mesela Rum kesiminin Eğitim ve Kültür faslının açılmasını engellemesini, Güney Kıbrıs Rum yönetimi neyle izah edecek? Her şey hazır. Ama buna rağmen engellendik. Bir başka olay, Enerji faslı. Enerji faslıyla ilgili bir Türkiye olarak her şeyi hazırladık, her şey bitmiş durumda. Şu anda Nabucco konusunda bir şeyler yapılmışsa bunu yapan sadece biziz ve atılacak herhangi bir adım kalmış değil, her şey bitmiş vaziyette. Fakat Güney Kıbrıs'a bu da takılıyor. Şimdi bunları neyle izah edeceksiniz?

Bakınız biz Yunanistan'a, Yunanistan bizim dostumuz diye, doğal gaz konusunda en ufak bir engel çıkarmadık. Talep oldu, mevcut doğal gazımızdan Yunanistan'a hemen verdik. Aynı şekilde İtalya'ya da... Niye? Dostluk böyle olur, başka türlü dostluk olmaz. Bunu yapmamız lazım. Bizler dostlarla dayanışma içinde olmayacağız da kimlerle dayanışma içinde olacağız? Yani ben buradan bağırdığım zaman biliyorum, Yunanistan duyar. Yunanistan seslendiği zaman da biz duyarız. Öyleyse bir rahatsızlığımız varsa biz birbirimizin kapısını çalacağız. Bunu bu hale getirmemiz lazım."

-SİLAHLANMA YARIŞI-

Dostlarına, silahlanma yarışını bırakıp dostluğa, kardeşliğe ve barışa yatırım yapma çağrısında bulunan Erdoğan, Yunanistan'ın silahlanma faaliyetlerine ve ekonomik krizine atıf yaparak şöyle devam etti:

"Geçmişte şu olmuş, bu olmuş... Bunları artık bırakalım bir tarafa. Biz geleceği nasıl inşa edeceğiz, bunu konuşalım. Ama eğer biz Yunanistan–Türkiye silahlanma yarışı içinde olursak bu bizi barışa götürür mü? Ondan sonra Yunanistan ekonomik krizin içine girer. Eee bu kadar silahlanma yarışına girersen, girersin ekonomik krize...
Anlasilan Türkiye ABD'den nükleer baslikli füzeleri aliyor ve cok yakinda bugüne kadar yapay bicimde ayakta tutulan Türk Ekonomisi tamamen cökecek.


Şu anda dünyanın savunmaya harcadığı para bir trilyon dolar. Ve dünyadaki kriz geldi, Yunanistan'ı da vurdu. Kısmen bizi de vurdu, ama bizim ciddi anlamda etkinlenmemiz söz konusu değil. Yere sağlam bastık. Bu noktada Maastricht kriterlerinden de taviz vermedik.

Şimdi biz dostlarımıza diyoruz ki, silahlanma yarısını boş verin, bunlarla uğraşmayın. Bunlar kaybettirir. Yatırımı hep beraber insana yapalım, barışa, dostluğa, kardeşliğe yapalım..."

-"ÇÖZÜM İÇİN BURADAYIZ"-

Rum Politis gazetesi, Başbakan Erdoğan ile görüşmeyi manşetten ve iç sayfalarından "Çözüm zamanı... İmzamıza saygı göstereceğiz... Çözüm için buradayız... Büyük fırsat... Bundan daha net konuşamam... Meclisin bildirisi vakitsiz... Gizli ajandam yok" cümleleriyle aktardı.

Haberde, Rum gazetecilerin ilk kez Türkiye başbakanıyla yüz yüze görüştüğü, ilk kez Türk başbakanının Kıbrıs Rum medyası aracılığıyla Kıbrıslı Rumlara mesaj gönderdiği belirtilerek, Erdoğan'ın "çözümün uygulanmasını da taahhüt ettiği" kaydedildi.

-"ASKER... BİR SÜRE SONRA"-

Politis'in haberine göre Başbakan Erdoğan, adadan asker çekilmesiyle ilgili olarak şöyle dedi:

"Askerin geri çekilmesi konusunda ise daha önce konuşmuştuk. Daha önce de söylediğimiz gibi, bir süre sonra asker geri çekilebilir. Ancak eğer bize askerin şimdi gitmesi gerektiği söylenirse orada dururuz."

"İki tarafın özgür iradesiyle bulunacak bir çözüme saygı göstereceklerini ve bu sonucun başarılması için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarını ifade eden Başbakan Erdoğan, "Sonuca ulaşılması için en iyi yol bu formüldür. Biz olumluyuz, bir çözüm için buradayız, bir sonuca ulaşılması yönünde yardım etmek için buradayız ve bunu yapmaya çalışmayı sürdüreceğiz. Çok zaman kaybedildi. Bu kadar zaman kaybedilmesinin yazık olduğunu düşünüyorum" ifadesini kullandı.

-"TESPİHTEKİ BONCUKLARIN SAYISI FARKLI"-

Aynı habere göre, "fırsat penceresi olarak adlandırdığı şeyin ne zaman kapanacağı" sorusuna karşılık Erdoğan, "Ben çok sabırlıyım ve bu fırsat penceresinin kapanmasını istemeyiz. Bu istediğimiz bir şey değildir, ancak ne kadar süre sabırlı olabiliriz ki? Sizin zamanı hesaplama şekliniz bizimkinden farklı. Sayın Kostas'ın (eski Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis) bana hediye ettiği tespih var ve boncuklarının sayısı farklı. Sizde 21, bizde 33. Böylece sabırlı olmayı tespihin boncuklarıyla sayarsak farklıdır. Ancak biz öyle ya da böyle saymaya devam edeceğiz" diye konuştu.

İki tarafın görüşleri arasındaki uçuruma ilişkin olarak ise Erdoğan, "Bu uçurum büyümeye devam ediyor. Çünkü biz ileriye doğru bir adım atıyoruz, ancak bunun karşılıklı olmadığını görüyoruz. Bu yüzden mesafe büyüyor. Size karşı çok samimi olacağım. Kıbrıs'ı bir barış adası olarak görmeyi çok isteriz. Görmeyi ve yapmayı isteyeceğimiz şey budur. Ayrıntılara takılı kalmamalıyız ve adil bir sonuca ulaşabilmemiz için Kıbrıslı Rumlar da adımlar atmalıdır" dedi.

Erdoğan, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda çok samimi ve açık olduğunun bilindiğini ifade ederek, "gizli ajandası bulunmadığını" söyledi.

Başbakan Erdoğan, ne Kıbrıs yüzünden AB'yi, ne de AB yüzünden Kıbrıs'ı terk edeceğini belirterek, "Bu başka bir gerçek. Şunu da söylememe izin verin: Tahammülün de bir sınırı vardır ve bu sınır sonsuz değildir" ifadesini kullandı.

-ALİTHİA GAZETESİ-


Rum Alithia gazetesi ise, Başbakan Erdoğan'la söyleşiyi manşetten ve iç sayfalarından, "Haydi şimdi çözelim!.. Erdoğan'ın Kıbrıslılara mesajı: Fırsatı yakalayalım, barış için çalışalım... Gelin, Kıbrıs sorununu şimdi çözelim... Kıbrıs sorununun çözülmesine büyük bir fırsat veriyoruz ve Kıbrıs Rum hükümetinin bunu anlaması gerekir" başlıklarıyla verdi.

Gazete, Başbakan Erdoğan'ın, "ülkesinde Ergenekon süreci olmasına karşın, programında yarım saatlik öngörülen görüşme yerine 1,5 saatini ayırarak Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türklere barış ve işbirliği mesajları verdiği" yorumunda bulundu.

-DÖRTLÜ GÖRÜŞME ÖNERİSİ-

Gazeteye göre Erdoğan, garantiler konusunu İngiltere Başbakanı ve şu anda AB dönem başkanı olan İspanya'nın Başbakanı ile görüştüğünü ifade ederek, İspanya'ya Yunanistan, Türkiye, Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum taraflarının katılacağı dörtlü bir görüşme yapılmasını önerdiğini açıkladı.

Erdoğan, böyle bir görüşmeden daha hızlı ve olumlu sonuç alınmasının olası olduğunu da vurguladı.

-TÜRK-YUNAN İLİŞKİLERİ-

Yunanistan'da yayımlanan Elefterotipiya gazetesi ise, Başbakan Erdoğan'ın Yunanistan Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu'ya olan inancını da dile getirdiğini belirttiği haberinde, Erdoğan'ın, Atina ziyaretinden beklentileri bulunduğunu söylediğini yazdı.

Gazete, Erdoğan'ın, Kıbrıs'ta çözüme ilişkin olarak, "Kıbrıs bir barış ve istikrar adası olursa o zaman yalnız bugün için değil, gelecek nesillere karşı da sorumluluklarımızı yerine getirmiş olacağız" dediğini ve Türkiye'nin garantör güç olduğunu, Yunanistan ile işbirliğine her zaman hazır olduğunu vurguladığını duyurdu.

Habere göre Erdoğan, "Ümidimiz, Yunanistan'ın Türkiye ile birlikte bu çabaya faal olarak katılmasıdır. Bu yönde meslektaşıma (Papandreu) çok güveniyorum" diye konuştu.

Erdoğan'ın, eski Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis'in, kızının düğününde hazır bulunduğunu ve nikah şahidi olduğunu hatırlattığı belirtilen habere göre, Başbakan Erdoğan, Karamanlis'in o sıradaki, "Bundan 10 yıl önce biri çıkıp da Yunan başbakanı, Türk başbakanının çocuğunun düğünü için Türkiye'ye gelecek ve nikah şahidi olacak deseydi inanır mıydınız" yolundaki ifadesini aktardı.

Gazete, Erdoğan'ın, Türk-Yunan ilişkilerinin bugün bulunduğu noktadan daha ileri gitmeleri ve küçük hesaplar yapılmaması gerektiğini söylediğini ve "Gerçekten ilerlememiz gerekli. Büyük yol aldık ve zorluklar aştık, ama daha fazlasını yapmalıyız" dediğini yazdı.

AA, 02.03.2010
İşgâlciler ölmeli! :turkiye:

"Bir ülkenin nüfusunun yarıya yakın bölümünün bir bölgede, dörtte birinin bir şehirde yaşaması, başlı başına tezgahtır."
Kullanıcı küçük betizi
bezgin
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 1394
Kayıt: Prş Eki 30, 2008 1:35

Re: Hamdolsun, Sıra KIBRIS Açılımına Da Geldi (Kıbrıs Peşkeş

İletigönderen Başkomutan » Pzr Mar 28, 2010 22:46

Kıbrıs Açılımında Diplomasi Oyunu:
Kıbrıs’tan Türk Askerinin Çekilmesine Yönelik Stratejiler


Kıbrıs’tan Türk askerinin çekilme konusu, yıllardır Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) tarafından Kıbrıs açılımında öne sürülen ön şartlardan biri olmuştur. 2004 yılında Avrupa Birliği’ne kabul edilen GKRY böylece kendini AB ortak güvenlik şemsiyesi altına almıştır. Adada hâlen üç garantör devlet vardır. Bunlar; Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’dir.

Ada’da barışı ve huzuru sağlayan ve bunun sürmesi içinde Ada’da bulunan, denge unsuru Türk askerinin varlığı başta GKRY olmak üzere AB’yi siyasî, ekonomik ve askerî açıdan rahatsız etmektedir. Bu bağlamda AB için öncelikli hedef; gelecekte Ada’da tek devlet, tek egemenlik, tek vatandaşlık ve uluslararası temsiliyetli bir devlet olması ve bunun için Ada’dan Türk askerinin tamamen çekilmesinin sağlanmasıdır.


Kıbrıs’ın Türkiye İçin Jeopolitik ve Jeostratejik Önemi

Atatürk; Antalya bölgesinde yapmış olduğu bir askerî tatbikatta, Kıbrıs hakkında, “Efendiler! Kıbrıs düşman elinde bulunduğu sürece, bu bölgenin ikmal yolları kapanmıştır. Kıbrıs'a dikkat ediniz. Bu ada bizim için çok önemlidir” diyerek Ada’nın, Türkiye için jeostratejik önemini ortaya koymuştur. Bilindiği gibi Kıbrıs’ta yaşayan Türkler o zamanlar Türkiye sınırları dışında yaşayan Türkler durumundaydı. Kıbrıs ve Kıbrıs’ta yaşayan Türklerin konumu, Atatürk’ün “Stratejik Yakın Türk Kuşağı” öngörüsü ile yakından ilgilidir.

Atatürk dönemi izlenen Türk dış politikasının merkezinde yer alan, Türkiye sınırları dışında yaşayan Türklere (Dış Türklere) yönelik politika iki stratejik mihvere dayandırılmıştır.

Bu mihverler, Türkiye’nin etki ve ilgi sahasına göre, yakından uzağa doğru; Stratejik Yakın Türk Kuşağı ve Stratejik Uzak Türk Kuşağı’dır.

Atatürk’ün stratejik öngörüsüne göre, Dış Türklerin Türkiye’ye topyekûn göçü asla çözüm değildir. Dış Türkler yaşadıkları ülkelerde, Türk kimliklerini, dillerini ve kültürlerini koruyarak, varlıklarını sürdürmelidirler. Gün geldiğinde, bağımsızlıklarını kazandıklarında, (1939 yılında Hatay’ın Türkiye’ye ilhakı, 1974 Barış Harekâtı’yla bağımsızlığını kazanan KKTC ve 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla bağımsızlıklarını kazanan Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan, Kazakistan) onların varlıklarını, bu varlığın sürekliliği ile bağımsızlığa hazır olmalarını bu değerler sağlayacaktır. Bu nedenle Kıbrıs, Türkiye’nin stratejik yakın Türk kuşağının ayrılmaz bir parçasıdır.

Kıbrıs, Türkiye’nin doğrudan etki ve ilgi alandadır. Ada’nın tamamının veya bir kısmının kontrolünü elinden bulunduran güç/güçler, Doğu Akdeniz’in, Kuzey Afrika’nın ve Ortadoğu’nun kontrolünü de sağlar. Kıbrıs bu nedenle Türkiye’nin güneyinin güvenliğinde doğrudan etkilidir.

Türkiye’nin olası bir çatışma durumunda Akdeniz limanlarıyla irtibatını sürdürebilmesi Kıbrıs’ın Yunanistan ve dolayısıyla AB’nin tandeminde olmamasına bağlıdır. Bu kapsamda; Kıbrıs’tan kaldırılacak uçaklar ve füzeler Türkiye’nin Akdeniz kıyılarını ve iç derinliklerini vurabilecektir. Özellikle İskenderun Limanı bu durumda en çok etkilenecek noktadır. Bu durumda Türkiye’nin Akdeniz boyutunda etki alanına sahip olması bu denizin çıkış noktalarından biri olan Kıbrıs’ın hasım bir gücün eline geçmemesine bağlıdır. Kıbrıs’ın Türkiye’nin ulusal çıkarları ile bağdaşmayan bir gücün elinde olması, uluslararası sulara açılamamasını ve güney kıyılarının da tehdit altında olması anlamına gelecektir.

Türkiye uzun ve doğal engellerden yoksun kara sınırlarına sahiptir. Karadeniz ve Ege Denizi teknolojik gelişmeler sebebiyle engellik özeliklerini büyük ölçüde kaybetmiştir. Güneyde, Türk deniz sınırı Kıbrıs ile güvencededir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin, Batı’nın “Tek devlet, tek egemenlik, tek vatandaşlık ve uluslararası temsiliyetli bir devlet” politikaları kapsamında Kıbrıs Cumhuriyeti adı altında Rum yönetimi ile birleşmesi söz konusu olduğunda başta burada yaşayan Türklerin mal ve can güvenliği olmak üzere, bu durum Türkiye’nin güney yanını da güvensiz hâle getirecek, Türkiye'nin kuşatılması tamamlanmış olacaktır. Bu bağlamda Kıbrıs, Türkiye için güvenlik ve varlık sorunudur. Kıbrıs, Türkiye için sâdece bir ulusal çıkar sorunu değil, aynı zamanda doğrudan bekâsını ilgilendiren, ulusal güvenlik ve savunma sorunudur ve Türkiye Kıbrıs’a böyle bakmak zorundadır. Kıbrıs; Türkiye’nin ileri güvenlik kuşağı, arka bahçesi ve yakın çevresidir.

2023 Dr.Hakan KANTARCI
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: Hamdolsun, Sıra KIBRIS Açılımına Da Geldi (Kıbrıs Peşkeş

İletigönderen Başkomutan » Pzt Mar 29, 2010 22:54

YA DÜN, YA DÜNYA!...

Cumhurbaşkanı Sayın Mehmet Ali Talat`ın seçim sloganı: “Ya dün, ya Dünya”.

Sayın Talat için “dün” kavramı sanırım 1974-2005 arası olsa gerek. Eğer 1974`den öncesini kapsayan bir “dün” kavramı olmuş olsaydı, bu gün uzlaşmak için çaba harcadığı Rum kesiminin, yarında aynı formatta Türkleri asimile etmek ve adadan göndermek için büyük bir gayret içinde olacaklarını görebilirdi . Tuaf olan yaşı kırk beşin üzerinde bir “Kıbrıs Türkünün” bu öngörüden yoksun olması.

“Dünya” kavramı ile de Sayın Talat, Rumlarla kurulacak “Federe Kıbrıs Cumhuriyeti” ile birlikte Avrupa Birliği hayalini halka empoze etmeye çalışmaktadır: “Beni seçerseniz, sizi AB vatandaşı, dolayısıyla Dünya vatandaşı yaparım. Aksi takdirde, izalosyanlarla yaşamak zorundasınız...”

Bu düşünce ile bir çözüme ulaşıldığında, çok değil on yıl kadar sonra Kıbrıs Türkü`nün zorla ismimleri değiştirilmesi, gayrimenkullerine el konulması, ibadet özgürlüklerinin kıstlanması ve hatta “Kıbrıslı Türkler azınlık mı dır, değilmidir?” diye tartışılması, çok ta zorlama bir yorum olmasa gerek. Böylece, adanın gerçek sahipleri 450 yıllık Türk varlığı, sayın Talat`ın AB`ye girme ve bir Rum Cumhurbaşkanı`nın yardımcısı olma hayaliyle birlikte sona erecektir.

Resim

Sonuç; Kıbrıs =Girit

Sayn Talat `ın, AB`nin dayattığı çözüm formüllerini, kendi halkına, kendi hükümetine, kendi muhalefetine rağmen uygulama için zorlayacağına, Kıbrıs Türk Halkının geleceğini öngörebilen birleştirici ve bütünleştirici bir Cumhurbaşkanı olarak, Kıbrıs Türkünün bu en hayati meselesi üzerinde toplumun her kesimi ile tam bir uyum içinde olabilecek çözümler üretmesi en akla uygunu olacaktır.

“Benim çözümüm doğru, siz uzlaşmazsınız!...” söylemini bir tarafa bırakarak, halkın her kesimi ile bir “Milli Politika ve Milli çözüm stratejisi” oluşturarak, Dünya`nın karşısına öyle çıkılmalıdır. Çünkü Kıbrıs Sorunu, ne Sayın Talat`ın kişisel planları, ne Rum ve Yunan Lobilerinin etkisinde ki AB`nin çözüm dayatmaları, ne de KKTC ve Türkiye`nin iç siyaset malzemesi değildir.

Kıbrıs Sorunu, 1940`lı yılların sonlarından beri, her türlü yolu deneyerek Kıbrıs`ı ele geçirmek için çaba harcayan Yunan ve Rumlara karşı verilen büyük bir mücadeledir. Bu mücadele içinde yüzlerce Türk canından olmuş, binlercesi yerlerinden, yurtlarından edilerek sürgün edilmiştir. Bu gün masada pazarlık konusu edilen, Rumların çıkarları ve onlara verilecek tavizler değil, Kıbrıs Türk Halkının çektiği acılar ve gelecekte huzur içinde, korkusuzca yaşayacakları hak ve özgürlükleri olmalıdır.

Kıbrıs Türkü, arzu edilmesede, milli bir davanın bilincinden yoksun, kısır iç siyasi çekişmelerle gireceği 18 Nisan 2010 seçimlerinin, gelecekleri için verecekleri en önemli “karar noktalarından” bir olacağının farkındadır. Bu nokta “Kıbrıs Sorunun” kimliğini ve kültürünü kaybetmeden, doğru bir zemin üzerinde, adada yaşayan her iki halkın eşit iradesi ve varlığına dayanan, medeni Dünya içinde adil temsiliyet ve haklardan yararlanan bir çözümü ön gören politikayı benimseyen bir liderin etrafında kentelenmek ve ona destek olmaktır.


Dr. Murat KÖYLÜ
internetajans
http://www.21yyte.org
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: Hamdolsun, Sıra KIBRIS Açılımına Da Geldi (Kıbrıs Peşkeşi)

İletigönderen Başkomutan » Cum May 21, 2010 16:02


Türkiye'den Kıbrıs açılımı!

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Dünyanın Kıbrıslı Türklere 3 liman açması halinde, Kıbrıs Rumlarına bütün Türk limanlarının açılmasına hazır olduklarını söyledi.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, “Kıbrıs'taki bütün sınırların kalkmasını istiyoruz. Kıbrıs Rumlarına da bütün Türk limanlarının açılmasına hazırız. Karşılığında istediğimiz tek şey var: Bir Akdenizli olan ve Akdenizli olmak açısından Akdeniz'deki kullanma haklarına sahip olan Kıbrıslı Türklerin de limanlarının Girne'nin, Magosa'nın Ercan Havaalanı'nın açılması... Dünya Kıbrıs Türklerine 3 liman açacak, biz Türkiye'nin bütün limanlarını Kıbrıslı Rumlara açacağız. Buna söz veriyorum” dedi.

gazetevatan.com


ayrıntılar...


Davutoğlu'ndan yeni Kıbrıs açılımı

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'ndan Rumlar'a yeşil ışık: Bütün limanlar Kıbrıslı Rumlar'a açılacak...


Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, "Dünya Kıbrıs Türklerine 3 liman açacak, biz Türkiye'nin bütün limanlarını Kıbrıslı Rumlara açacağız. Buna söz veriyorum" dedi.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Kıbrıs'taki bütün sınırların kalkmasını istediklerini belirterek, ''Kıbrıs Rumlarına da bütün Türk limanlarının açılmasına hazırız. Karşılığında istediğimiz tek şey var: Bir Akdenizli olan ve Akdenizli olmak açısından Akdeniz'deki kullanma haklarına sahip olan Kıbrıslı Türklerin de limanlarının Girne'nin, Magosa'nın Ercan Havaalanının açılması... Dünya Kıbrıs Türklerine 3 liman açacak, biz Türkiye'nin bütün limanlarını Kıbrıslı Rumlara açacağız. Buna söz veriyorum'' dedi.


Ahmet Davutoğlu, İstanbul Sheraton Otelinde düzenlenen Avrupa-Akdeniz Parlamenter Asamblesi (AAPA) Siyasi Komitesi toplantısının ''Türk Dış Politikası'' konulu oturumunda yaptığı konuşmanın ardından, soruları cevaplandırdı.

Güney Kıbrıslı bir parlamenterin, ''Eğer sınır istemiyorsanız niçin Kıbrıs ve Türkiye arasındaki limanları açmıyorsunuz, çünkü biz AB üyesiyiz. Kıbrıs Rumlarının, Annan Planı'na hayır oyu vermesinden sonra bu noktada Kıbrıs sorununu gidermek için yeni bir yaklaşım var mı? Kıbrıs Türk tarafında yeni bir cumhurbaşkanı seçildi? Adada çözüm arayışlarında bundan sonraki süreç nasıl olur?'' soruları üzerine Davutoğlu, Türkiye'nin 2004 yılında müzakereleri yeniden başlatmak ve bu konuda çok aktif bir tutumla müzakereler sonrasında da referandumda ''evet'' neticesinin alınması için elinde geleni yaptığını, bunu kimsenin reddedemeyeceğini söyledi.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Kıbrıslı Rumlar da bu barışa 'evet' demiş olsalardı, bugün ne Kıbrıs'ta bölünmüş sınır kalırdı ne kapalı liman kalırdı. Ama şimdi elinizi vicdanınıza koyun ve düşünün. Bu barışa 'evet' demiş olan Kıbrıslı Türklerin limanları hiçbir yere açık değilken, Kıbrıslı Türkler hiçbir yere seyahat edemezken, hiçbir kültürel veya spor faaliyetine dahi katılamazken, Akdenizli oldukları halde şu masanın etrafında oturamazken, Barış Planı'na 'evet' dedikleri halde hiçbir platforma katılamazken, sadece konuyu Kıbrıslı Rumlara liman açmaya indirgemek kolay mı?

Ben şurada bir Akdenizli olarak bir Kıbrıs Türkü'nü de şu masanın etrafında görmek isterdim. Birleşmiş, barış içerisinde bir Kıbrıs'ın milletvekili olarak sizin yanınızda oturmasını isterdim. Bu niye gerçekleşmedi? Bunun gerçekleşememesinin sebebi Annan Planına 'evet' diyen Kıbrıslı Türkler mi yoksa 'hayır' diyenler mi? Kıbrıs'taki tüm sınırların kalkmasını istiyoruz. Kıbrıs Rumlarına da bütün Türk limanlarının açılmasına hazırız. Karşılığında istediğimiz tek şey var:

Bir Akdenizli olarak ve Akdenizli olmak açısından Akdeniz'deki tüm limanları kullanma hakkına sahip olan Kıbrıs Türklerinin de limanlarının Girne'nin, Magosa'nın Ercan Havalimanının açılması. Dünya, Kıbrıs Türklerine 3 liman açacak. Biz Türkiye'nin bütün limanlarını Kıbrıs Rumlarına açacağız. Ama eşitlikte, özgürlükte bütün insanlara aynı hakkı tanımak şart. Aksi takdirde kuracağımız düzenin adı barış düzeni olamaz. Bunu yapmaya biz hazırız, eğer Avrupa Birliği hazırsa, eğer uluslararası toplum hazırsa, eğer Kıbrıslı Rumlar hazırsa. Biz yarın limanlarımızı açarız, ama Kıbrıs Türklerinin limanlarının açılmasını da bekleriz. Ancak o zaman kalıcı barış olur, ancak o zaman eşitlik olur.''

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Kıbrıs Rum tarafının Annan Planı'na 'hayır' demiş olmasına rağmen Rum kesimi lideri Dimitris Hristofyas ile eski KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat görüşmelere başladığı zaman Türkiye olarak çok açık destek verdiklerini, bu desteğin sürdüğünü anlatarak,
''Şimdi sayın Eroğlu var. Eroğlu da Kıbrıs'ta müzakerelere kaldığı yerden devam edeceğini söyledi. Dolayısıyla Kıbrıs Rum kesiminde bir siyasi kararlılık olursa barışa ulaşmak çok zor değil. Ama herkesi eşit görerek, kimsenin kimse üzerinde hakkı olduğunu iddia etmeden. O zaman birlikte Kıbrıs'ı bir barış adası, Doğu Akdenizi de bir barış havzası haline dönüştürebiliriz'' diye konuştu.

internethaber.com
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: Hamdolsun, Sıra KIBRIS Açılımına Da Geldi (Kıbrıs Peşkeşi)

İletigönderen Başkomutan » Cmt May 22, 2010 16:39

Rum tarafından 'limanlar' yanıtı

Kıbrıs Rum yönetimi, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun dün yaptığı, KKTC'nin 3 limanının açılmasına karşılık, Türkiye'nin Tüm limanların Rumlara açılması önerisinin “kabul edilmesinin söz konusu olmadığını” açıkladı.

Kıbrıs Rum yönetimi Sözcüsü Stefanos Stefanu, Rum radyosuna yaptığı açıklamada, Davutoğlu'nun, KKTC'nin Girne ve Gazimağusa limanları ile Ercan Havaalanının açılmasına karşılık, Türkiye'nin tüm limanlarını Rum uçak ve gemilerine açılması önerisini, “Türkiye'nin yükümlülüklerini ihlal” olarak niteledi.

Stefanu, Rum yönetiminin böyle bir teklifi kabul etmesinin söz konu olmadığını ifade ederek, taahhütlerini yerine getirmede Türkiye'nin AB'ye karşı yükümlü olduğunu savundu.


hurriyet.com.tr
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: Hamdolsun, Sıra KIBRIS Açılımına Da Geldi (Kıbrıs Peşkeş

İletigönderen Başkomutan » Cum Oca 07, 2011 22:12


Tayyip'in dostu Yorgo'dan sert mesajlar

Yunanistan Başbakan Yorgo Papandreu, Erzurumda konuştu: Kıbrıs'ta işgal sürdükçe Türkiye AB'ye üye olamaz. Türkiye ne yapmaya çalışıyor? Tehditle bir yere varamayız...

Papandreu'dan sert mesajlar Erzurum’da Kış Olimpiyatları tesisi açılışı yapan Yunanistan Başbakanı Papandreu, Türkiye’nin Ege’deki uçuşlarıyla ilgili olarak, “Neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz? Barış için bunları durdurmalısınız” dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu, Erzurum’da Ocak ayı sonunda başlayacak Dünya Üniversitelerarası Kış Oyunları için yapılan tesislerin açılışını yaptı.

ERZURUM - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile 2011 Kış Olimpiyatları tesislerinin açılışına katılan Yunanistan Başbakan Yorgo Papandreu, daha sonra Türk büyükelçilere seslendi.

Yunanistan Başbakanı Papandreu, Ege’deki uçuşlar ve Kıbrıs konusunda sert açıklamalarda bulundu.

Yorgo Papandreu, 8 Türk savaş uçağının küçük bir Yunan adası üzerinde uçuş yaptığını ifade ederek, “Bunun anlamı neydi? Türkiye neyi ispatlamak istiyor? Bu hareketler, Türkiye'nin Ege’deki durumu değiştirmeyecektir” diye konuştu.

Papandreu, “Türkiye için bu hareketler rutin olabilir ama Yunanistan için değil. Bu hareketler aramızda gerginlik oluşturuyor. Türkiye gerçekten barış istiyorsa, bu hareketlerin durması gerekir” dedi.

Kıbrıs sorununa da değinen Yunanistan Papandreu, “Kıbrıs’ta işgal sürdükçe Türkiye AB üyesi olamaz” diye konuştu.


İm (Kod): Tümünü seç
http://haber.gazetevatan.com/papandreudan-sert-mesajlar/351457/1/Gundem
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: Hamdolsun, Sıra KIBRIS Açılımına Da Geldi (Kıbrıs Peşkeş

İletigönderen İrfan Tuna » Cum Oca 07, 2011 23:38

''Yes Be Annem!''
Uyanacağız, uyandıracağız... Bilinçleneceğiz, bilinçlendireceğiz... Ne ülkemizin , ne de bölgemizin zenginliklerini küresel haramilere ve onların uşaklarına yağmalatmayacağız, soydurtmayacağız... ENİNDE SONUNDA ALİ KEMALLER DEĞİL, MUSTAFA KEMALLER KAZANACAK...
Kullanıcı küçük betizi
İrfan Tuna
Üye
Üye
 
İletiler: 1059
Kayıt: Pzt Nis 06, 2009 12:23

Re: Hamdolsun, Sıra KIBRIS Açılımına Da Geldi (Kıbrıs Peşkeş

İletigönderen Ram » Cmt Oca 08, 2011 3:36

Dimitris ArhondonisVahdettin büyük vatan dostudur; öyleyse civanım da büyük vatan dostudur. Yorgo kardeşimizle barışı sağlayacak hamdolsun, Cesus kutsasın. Bu barış için Kıbrıs yetmez, Batı Anadolu'da kurban olsun palikarialara. Öyle değil mi azizim, yanlış mı düşünüyorum? Ah Sait Molla din kardeşim, ah Frew benim kıymetli velim, siz de görecektiniz bu günleri... Sizi anarız böyle günlerde, Kıbrıslı Nâzım bana gelende...


Resim
Mevzuubahs olan; millete saltanatını, hâkimiyetini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız¿? meselesi değildir. Mesele, zaten emrivâki olmuş bir hakikati ifadeden ibarettir. Bu, behemehâl, olacaktır. Burada içtima edenler, Meclis ve herkes meseleyi tabiî görürse, fikrimce muvafık olur. Aksi takdirde, yine hakikat usûlü dairesinde ifade olunacaktır.

Fakat ihtimâl, bazı kafalar kesilecektir!
Kullanıcı küçük betizi
Ram
Zûlme Karşı İsyan!
 
İletiler: 8167
Kayıt: Sal Şub 20, 2007 1:06
Konum: Aç haritaya bak!

Re: Hamdolsun, Sıra KIBRIS Açılımına Da Geldi (Kıbrıs Peşkeşi)

İletigönderen Başkomutan » Çrş Nis 25, 2012 1:15

KKTC özerklik ilan edecek Ankara asker çekecek

Kıbrıslı Rumlar, Kıbrıs müzakerelerinde 1 Temmuz’a kadar sonuç çıkmaması ve Kıbrıs Rum Kesimi’nin AB Dönem Başkanlığı’nı devralması halinde Türk tarafının bu tarihten sonra uygulamaya koyacağı “B planı”nı konuşuyor. Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas başkanlığında toplanan “Gayriresmi Siyasi Liderler Toplantısı”nda, Türk tarafının 1 Temmuz sonrasına ilişkin planları ele alındı.

Rum kesiminin en etkin gazetelerinden Politis de, Türk tarafının B planı kapsamının içeriğine ilişkin atacağını iddia ettiği adımları sıraladı.

Türkiye’nin Kıbrıs Rum Kesimi’nin 1 Temmuz’da devralacağı AB Dönem Başkanlığı’na “kara çalmak” için “estetik operasyona” hazırlandığı yorumunda bulunan gazeteye göre, Türk tarafının B planı şu adımlardan oluşuyor.


- Türkiye, KKTC’den asker çekip kışlaları kapatacak. Ankara, orduyu yeniden yapılandırma çerçevesinde Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri mensubu sayısını azaltacak. Askeri tesisleri kapatacak.

- Maraş, Kıbrıs Türk yönetimi altında yerleşime açılacak. Rumlar da Maraş’a davet edilecek.

- KKTC’nin özerkliği vurgulanacak. Uluslararası topluma, “KKTC’nin boyunduruk altında değil, kendi yapısı ve mekanizmasıyla özerk olduğu” mesajı verilmeye çalışılacak.

- İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) üyesi ülkelerden KKTC’ye doğrudan uçak seferleri başlayacak.


Gazete, Rum yönetiminin AB Dönem Başkanlığı’nın başlamasıyla Brüksel’in gözünün çok daha fazla Lefkoşa’ya çevrilmiş olacağı bir dönemde,
Türk tarafından uluslararası topluma “KKTC’nin boyunduruk altında değil, kendi yapısı ve mekanizmasıyla özerk olduğu” mesajının verilmeye
çalışılacağını kaydetti.

DAVUTOĞLU YALANLADI

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ise Politis Gazetesi’nin iddialarını yalanladı. Konuyla ilgili soru üzerine Bakan Davutoğlu, “Bunlar espriyle karşılanacak şeyler, doğru değil” karşılığını verdi.

RUM YÖNETİMİ: MÜCADELEYE HAZIRIZ

Kıbrıs Rum yönetimi sözcüsü Stefanos Stefanu, Rum yönetimi, meclisi ve siyasi partilerinin, “Türk B planı’’ ile mücadele etmek için farklı yönlerde koordineli faaliyette bulunma konusunda hemfikir olduğunu söyledi. Rum radyosunun haberine göre, Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas başkanlığında dün gerçekleşen “Gayriresmi Siyasi Liderler Toplantısı’’nın ardından açıklama yapan Stefanu, Hristofyas’ın siyasi parti liderlerine BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon ile cumartesi günü yaptığı telefon görüşmesi çerçevesinde Kıbrıs sorunundaki son gelişmelere dair bilgi verdiğini ve “Türk B planı’’ ile ilgili parti liderleriyle görüş alışverişi yaptığını kaydetti.

KanalB - 24 Nisan 2012
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: Hamdolsun, Sıra KIBRIS Açılımına Da Geldi (Kıbrıs Peşkeşi)

İletigönderen Oğuz Kağan » Çrş Kas 06, 2013 11:59

KKTC'yi Rum'a Teslim Ettiler

İsviçre’nin Zürih kenti ‘tarihi’ bir anlaşmaya ev sahipliği yaptı ve yavru vatan, ‘futbol anlaşması’ kisvesiyle Kıbrıs Rum kesimi hakimiyetine girdi!..

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Futbol Federasyonu ile Kıbrıs Futbol Federasyonu dün FIFA ve UEFA başkanlarının da tanık olduğu tarihi bir anlaşmaya imza attılar. Asıl anlaşma sağlanana kadar ’geçici’olarak sağlanan anlaşmayla Türk Futbol Federasyonu, Rum Kesimi’nin federasyonuna tabi olurken Kıbrıs Türk takımlarının Avrupa kupalarına katılmasının önü açıldı. Anlaşma FIFA Başkanı Sepp Blatter ve UEFA Başkanı Michael Platini’nin başkanlığında dün İsviçre’nin Zürih kentinde imzalandı. Geçici anlaşmaya iki taraf adına ise Kıbrıs Futbol Federasyonu (CFA) Başkanı Costakis Koutsokoumnis ve Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu (CTFA) Başkanı Hasan Sertoğlu imza attılar. Geçici anlaşmaya göre, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Futbol Federayonu, Güney Kıbrıs Rum Kesimi Futbol Federasyonu’nun yönetmeliklerine ve statüsüne tabi olacak. Güney Kıbrıs Rum Kesimi Futbol Federasyonu ise FIFA ve UEFA’nın üyesi olarak kalmaya devam ederken, ülkedeki uluslararası futbol organizasyonlarını düzenleme, hizmet verme ve yönetimden sorumlu olacak. Taraflar, anlaşmanın uygulanmasına ilişkin ortak bir yönetim kurulunun kurulması yönünde de anlaştı. 2007’den beri görüşmeleri sürdürülen anlaşma Ada’nın her iki kesiminde de ilgi görmüş ve tartışmalara neden olmuştu. Özellikle KKTC’deki milliyetçi kesimler anlaşmayı Rumların egemenliğinin KKTC’de de kabul edilmesi anlamına geleceğini iddia ederek şiddetle eleştiriyorlardı. KTFF Başkanı Hasan Sertoğlu ise 31 Ekim’de düzenlediği basın toplantısında kamuoyuna sorulan “FIFA’yla yapılacak olan görüşmeyi nasıl karşılıyorsunuz?” anketinin sonuçlarını açıklamıştı. Sertoğlu’nun açıkladığı anket sonuçlarına göre KKTC genelinin yüzde 81.2’lik bir kesimi anlaşmaya destek veriyor. Buna karşın yüzde 15,3’lük bir kesim ise anlaşmaya olumsuz buluyor. Konu hakkında fikir beyan etmeyenlerin oranı ise yüzde 3,5.

YENİÇAĞ, 6 Kasım 2013
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: Hamdolsun, Sıra KIBRIS Açılımına Da Geldi (Kıbrıs Peşkeşi)

İletigönderen Oğuz Kağan » Prş Kas 07, 2013 11:11

Rum'a anlaşma kılıklı teslimiyet AB'yi sevindirdi

Kıbrıs’ta Türk ve Rum Futbol Federasyonlarının tek çatı altında birleştirilmesine Avrupa Komisyonu’ndan destek geldi. Avrupa Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Stefan Füle, yapılan düzenlemeyi olumlu karşıladığını belirtirken Kıbrıs’taki futbol gelişmesini “çok önemli bir kilometre taşı” olarak niteledi.

Stefan Füle, ABHaber tarafından yansıtılan açıklamasında “İmzalanan geçici düzenleme ile Kıbrıs futbolunun tarihinde önemli bir kilometre taşına ulaşıldı” dedi. Varılan mutabakata ilişkin ayrıntılı bilgi de veren Füle şunları söyledi:

“Hem Kıbrıs (Rum Kesimi) Futbol Federasyonu, hem de Kıbrıslı Türk Futbol Federasyonu, uzun bir çatışma döneminden sonra futbolun nasıl köprüler tesis edebileceğini ve insanları nasıl bir araya getirebileceği yönünde tüm dünya için fevkalade bir örnek oluşturuyor. Her iki federasyona ve UEFA’ya, kilometre taşı bu düzenlemeye olağanüstü katkılarından dolayı teşekkür etmek isterim.”

YENİÇAĞ, 7 Kasım 2013



'AB hayali' uğruna Kuzey Kıbrıs feda ediliyor!

Emekli Büyükelçi Onur Öymen, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Futbol Federasyonu’nun Rum kesimine bağlanmasını çok sert sözlerle eleştirdi.

KKTC’de onlarca yıl süren zulüm ve katliamların ardından Barış Harekatı ile elde edilen huzur ve güven ortamı, Türk dış politikasının son yıllardaki hataları sonucu bir bir kaybediliyor. “Kıbrıs kriter olmayacak” diyen Avrupa’nın, müzakerelerde bu konuyu ön şart olarak öne sürmesi, üstelik de bazı Avrupa Birliği ülkelerinin Türkiye’nin üyeliğini vatandaşlarına soracak olması, üyelik için Kıbrıs’ın adeta feda eden Türkiye’nin AB’ye girmesini imkansız hale getiriyor. Ancak bütün bunlara rağmen yeni hatalar yapılması dış politika uzmanlarının de tepkisine yol açıyor.

Kuzey Kıbrıs Futbol Federasyonu’nun, Rum Kesimi’ne tabi olması şöyle değerlendirildi:

Emekli Büyükelçi Onur Öymen: Kuzey Kıbrıs Futbol Federasyonu, Kıbrıs Rum Kesimi Futbol Federasyonu’na bağlanıyorsa Kuzey Kıbrıs’ı Kıbrıs devleti olarak tanıma yolunda bir adımdır. Adım adım tavizler veriliyor. Neticede bizim istemediğimiz sonuç ortaya çıkacak. Kuzey Kıbrıs’ı Güney Kıbrıs’ın otoritesi altına sokacaklar. Bu son derece yanlıştır. Kuzey Kıbrıs tek başına uluslararası maçlara katılabilmelidir. Bu konudaki ambargonun dünyada iki örneği vardır. Biri Güney Afrika’ya, bu ambargo tam uygulanamamıştır. Biri de Yugoslavya’ya Bosna savaşı sırasında sadece iki yıl uygulanabilmiştir. Türkiye bununla mücadele edeceğine nasıl bir taviz versek de Kıbrıs Rumlarına boyun eğip, çözüm havasına girsek diyorsa çok yanlış bir tavır olur. Bu işin çözümü Kuzey Kıbrıs’ın tek başına uluslar arası futbol müsabakalarına katılımını sağlamaktır. Müslüman Kardeşler’e verdiğiniz desteğin onda birini Türklere vereceksiniz. Kıbrıs’ı bahane olarak kullanıyorlar. Almanlara sorun bakalım Kıbrıs meselesi çözülürse Türkiye’nin tam üyeliğini destekleyecekler mi? Kıbrıs meselesi çözülse bile Türkiye’nin üyeliğinin desteklenmeyeceğini bile bile taviz vermek içi boş havuza atlamak gibidir.

Eski Dışişleri Bakanı Mümtaz Soysal: Halt etmişler onlar. Öyle bir şey olamaz. Kıbrıs Cumhuriyeti diye bir şey yok çünkü. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de Güney Kıbrıs Rum Cumhuriyeti de istiyorlarsa ayrı ayrı milli takım kurarlar. Bunları da futbol federasyonu kabul etmiyorsa maçlar olmaz. Yeni bir problem değildir bu. Maraş konusunda da oturulur konuşulur neresi verilecek neresi verilmeyecek karar verilir.

Doğu Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Ata Atun: İmzalanmış olan sadece bir taslaktır. Bu taslağın KKTC ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi Federasyonları tarafından onaylanması gerekiyor. Burada bir hata yapıldı. 1958-1960 yıllarında Rumlar FIFA’ya müracaat ettiğinde biz de başvurabilirdik. Eğer o dönem başvuru olsaydı iki federasyon da FIFA’ya kayıtlı olacaktı.

YENİÇAĞ, 7 Kasım 2013



İktidarı ve muhalefeti karşı ama KKTC tuzağa düştü

Futbolda Rum egemenliğine girme imzası, KKTC’yi karıştırdı. Hem iktidarın 2 numaralı ismi Denktaş hem de muhalif UBP’nin liderinden tepki var, ama artık dönüş daha zor.

Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu’nun (KTFF), Rum Futbol Federasyonu’yla (KOP) Zürih’te imzaladığı taslak metin Kuzey Kıbrıs’ta da çeşitli tepkilere yol açtı. Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Sertoğlu, Kıbrıs’ta futbolun tek çatı altında birleştirilmesi hedefiyle Zürih’te imzalanan taslak metin için “taslak metin bizim isteklerimizi yerine getirmez. İyileştirme için mücadelemiz sürecek” dedi.

KKTC Başbakan Yardımcısı Sardar Denktaş da, böyle bir yaklaşımın kabul edilemeyeceğini, metnin ilk şeklinden üzüntü duyduğunu bildirdi. Denktaş, metnin üzerinde çalışılarak değişiklik yapılması gerektiğini vurguladı. Zürih’te bulunan Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu heyetinin adaya gelmesinin ardından olayın netleşeceğini de ifade eden Denktaş, bundan sonra sürecin ilerleyişine göre konunun yeniden değerlendirileceğini belirtti.

Üzüntü duydum

Metnin ilk şeklinden üzüntü duyduğunu da belirten Denktaş, Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu Başkanı Sertoğlu’nun “metnin bu şekli ile kabul edilemeyeceği ifadesinin” kendisini rahatlattığını söyledi. Konu futbol olarak kaldığı sürece buna kimsenin karışamayacağını vurgulayan Denktaş şöyle konuştu: “Ancak futbol konusunda alınacak kararlar siyaseti etkileyecekse buna karışırız. Konu sadece futbol olursa sorun değil. Yapılan olumlu veya olumsuz açıklamalara dikkat etmek, kimsenin eline koz vermemek gerek.”

Temkinli olalım

KKTC Milli Eğitim Gençlik ve Spor eski Bakanı Kemal Dürüst ise anavatan Türkiye ile birlikte giderek daha da güçlenen KKTC’nin önünü tıkayacak adımlardan kaçınılması gerektiğini ifade etti. Dürüst, “Temkinli olalım, dikkatli olalım. Yıllardır verilen mücadeleye masa başında zarar vermeyelim. Hiçbir koşulda Rumların egemenliği altında bir spor yapmayı kabullenemeyiz. KKTC devleti gerçektir. Bu devlet bu günlere kolay gelmedi; ağır bedeller ödedi. Güçlü ve kararlı politikalarla ülkemiz gençliğinin önünü açmak için uğraşmalıyız” ifadesini kullandı.

Ana muhalefet Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün de, “UEFA sitesine düşen şekli ile bu metin kabul edilemez. Futbol ile siyasetin ayrıştırılması ve futbolun siyaseti etkilememesi gerekir” diye konuştu.

YENİÇAĞ, 7 Kasım 2013
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Önceki

Şu dizine dön: Genel - Güncel Konular

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 1 konuk

x