Açıklık Gerek... / Uğur MUMCU

Gazeteci-Yazar / Devrim Şehidi

Açıklık Gerek... / Uğur MUMCU

İletigönderen Oğuz Kağan » Cum Eki 26, 2012 13:15

Açıklık Gerek...

Türkiye'de dış politika konuları, oldum olası tam bir gizlilik içinde yürütülmüştür. Ülkenin kaderini ve ulusun geleceğini ilgilendiren tüm sorunlar hep kapalı kapılar arkasında karara bağlanmıştır. Bu kapıları özgürlük anahtarlarıyla açmak isteyenler, gelmiş geçmiş iktidarlarca,
- Devletin yüksek menfaatleri... Millet bütünlüğü... Devlet sırları... gibi soyut gerekçelerle susturulmak istenmiştir. Ceza Yasasının,
- Beş yıldan aşağı olmamak üzere... diye biten yaptırımlarla donatılmış maddeleri de, eleştiricilerin başlarının üstüne birer "Demokles kılıcı" gibi asılmıştır.

Böylece, "hikmetinden sual olunmaz" devlet adamları, büyük devletlerin politikacılarıyla birlikte,
- Hür dünya... NATO'nun kalesi Türkiye... Dünya barışı... gibi türküleri söyleye söyleye uyduluk politikasını yerleştirmişlerdir, iç politikada incir çekirdeğini doldurmayan dedikodularla birbirlerini yiyen devlet adamı özentileri, dış politikaya gelince,
- Milli birlik ve beraberlik ruhu... gerekçesiyle, bütün olup bitenlerin sorumluluğunu paylaşmışlardır.

Türkiye Kore'ye böyle asker yolladı. Yabancı sermayeyi teşvik, petrol ve maden yasaları böyle kabul edildi. Türkiye'nin dört bucağına yayılan Amerikan üsleri bu gizlilik içinde kuruldu. Amerika Birleşik Devletleri'ne onur kırıcı ayrıcalıklar tanıyan ikili anlaşmalar böyle imzalandı. Ege denizi üzerinde uçuş hakkımızı kaldıran "Fır Hattı" antlaşmaları, bu gizlilik içinde Yunanlılara bağışlandı. Haşhaş yasağı, ancak namuslu aydınların birer ikişer cezaevine atıldığı, kamuoyunun susturulduğu bir dönemde alınabildi. Bunların hepsi de "devletin yüksek menfaatleri" adına yapıldı.

Kıbrıs konusunda, ilk kez Sayın Ecevit bu kuralı değiştirmeye çalıştı. Her konu kamuoyu önüne getirildi ve eleştirildi. Kıbrıs çıkarmasına karşı olanlar bile, bir süre özgürce yazı yazabildiler. Bu dönemde, "devletin yüksek menfaatleri" her zamankinden daha titizce korundu. "Milli bütünlük" ise tam anlamıyla sağlandı.

Demirel hükümeti işbaşına gelir gelmez, bir yandan iç politikada barış özlemleri yok edilmeye çalışılırken, öte yandan da dış politikaya yeniden gizlilik perdeleri çekilmeye başlandı. Amerikan Dışişleri Bakanı Mr. Kissinger'ın yardımcısı Mr. Hartmann, geçen ay Kıbrıs konusunda hükümet yetkilileri ile neler konuştu? Çağlayangil Roma'da, sadece İtalyan kahvesi mi içti? Mr. Kissinger, önceki gün Türkiye'ye gelir gelmez Sayın Ecevit'le hangi konuyu çözüme bağlamak için konuşmak istedi?.. Amerikan hükümeti silah ambargosunu kaldırmak için Türk yetkilileriyle ne gibi görüşmeler yaptı? Bu ve bunun gibi birçok sorun, yeniden kapalı kapılar ardına itilmiş ve bu kapılar da devletin soğuk damgasıyla mühürlenmiştir. . Demirel Kıbrıs konusunda Ecevit'in onayını almadan bir adım atma niyetinde değildir. Kıbrıs konusunda, hükümet bir ödün vermeyi gündemine almışsa, hiç şüpheniz olmasın buna muhalefeti de ortak etmeyi düşünmektedir.

Ankara'daki yoğun siyasal trafik biraz da bu sonucu sağlamaya yönelmiştir.

Bundan sonra da,
- Milli birlik ve beraberlik ruhu... gerekçesi, bütün sahteliğiyle yeniden sahnelere çıkartılacak ve Demirel barış sağlayan bir kahraman olarak selamlanacaktır.

Dikkat edelim... İç politikada, birdenbire başlayan ilkel ve hırçın antikomünizm dalgası, bu kez Demirel'i, temel hak ve özgürlükleri yok etmeye, Anayasayı yeniden "tağyir, tebdil ve ilga" etmeye yöneltecektir. Demirel'in sözcüsü ve gözcüsü bir yayın organı geçenlerde,
- Asıl düşman solculardır. Solcular, Yunanistan'la aramızdaki uyuşmazlıkları büyütüyorlar... yollu yorumlar yapmıştır. Milliyetçi Cephe iktidarı kurulur kurulmaz da, kafa ezmeye meraklı olan bir emekli ihtilalci, cephelerin "başbuğu" olmanın özlemi ve özentisi içinde,
- Tek meclis, tek lider... diye karşılanmış ve aşka gelen kalabalıklar içinde ezilecek kafalardan söz etmiştir.

Hep rastlantı mıdır bütün bunlar?.,

Bir yandan iç tehlikeler yaratmak, öte yandan bu ortamdan yaralanarak dış politikada ulusal çıkarlarımız aleyhine kararlar almak, azgelişmiş demokrasimizin çok gelişmiş taktiklerindendir.

Sayın Ecevit, gerek Kıbrıs konusunda, gerekse haşhaş ekimi ve petrol sorunlarında Amerikan çıkarlarına karşı koyabildiği için saygınlık kazanmıştır.

Bu konularda ödün vermek, ya da ödün vermeye kararlı olanların sorumluluklarını paylaşmak, Ecevit'in iç politikada etkinliğini de saygınlığını da azaltır.

Dış politika konularının yeniden kapalı kapılar ardına itilmesi ister istemez bazı kuşkuların doğmasına yol açmaktadır. Umut edelim ki, bu kuşkular yersizdir.

Sayın Ecevit, Kıbrıs çıkarmasının başarısından söz ederken, Atina'da devrilen faşist albaylar cuntasına bakıp
- Yunanistan'a da özgürlük götürdük, diyordu. Biz de diyoruz ki, Yunanistan'a öylesine özgürlük götürdük ki, bize özgürlük kalmadı. Bu nedenle midir bilinmez amma, dış politikada açıklığın simgesi Sayın Ecevit'in, bugün Kıbrıs konusunda hükümetle aynı görüşleri paylaşıp paylaşmadığını bile bilemiyoruz.

Kapalı kapılar ardındaki görüşmeler acaba kimden ve neden gizlenmektedir?..

Yoksa bunların açıklanması "milli bütünlüğü" mü sarsmaktadır?...

Uğur MUMCU - Cumhuriyet, 23 Mayıs 1975
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Şu dizine dön: Uğur MUMCU

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x