Basının sansürlenmesinin ve kapatılmasının nasıl vahim sonuçlar verdiğinin ve halkın nasıl "uyutulduğunun" en güzel örneklerinden birini Balkan Savaşı'nda yaşadık.
Bu konuda Tataristan'dan İstanbul'a gelip hatıratını yazan Fatih Kerimi'nin gözlemleri çok ibret vericidir.
Şöyle yazıyor Kerimi;
"Türk gazetelerinin doğru sözlü olanları kapatılmış, kalanlarıysa şimdiki idarecilere bağlı olup umumiyetle tamamen gerçekten uzak şeyler yazıyorlar.
Halkın hoşuna gitmese de, acı olsa da gerçekleri yazalım demiyorlar.Efkarı umumiyeyi kendileri düzeltmeye gayret etmiyorlar. Tam tersine kendileri halkın fikrinin ardından gitmeyi(populizmi) daha kolay ve rahat görüyorlar.
Bu yüzden efkarı umumiye belli bir mecrada gitmiyor.
Dün yanlış olan şey bugün doğru oluyor"
(Fatih Kerimi,İstanbul Hatıraları, sf.19)
Bulgar Ordusu,Çatalca hattına dayanmışken ve neredeyse İstanbul düşmek üzere iken yapılan yalan haberler sonucu, kıraathanelerde keyifle nargile içen halk tam bir "uyutulma" halindedir.
Fatih Kerimi'ye göre, bu durumda iken hükümet medyası"Türk askerinin muvaffakiyetini ve zaferini hatta bir kaç gün geçmeden Türklerin Sofya'ya gireceğini yazıyordu!
Dikkat! Bulgar askere Çatalca'da!
Şöyle diyor Kerimi: "Nazım Paşa, Bulgar askerinin Türk hududundan geri çekilmesini teklif edecekmiş. Bu şekilde barış mümkün olabilirmiş. Böyle yazan gazeteleri okuyan kıraathanelerdeki Türkler Türkiye'nin düşmanları tarafından işgal edilen yerlerin geri alınacağını umuyorlar.
Bu esnada Türk askerinin Çatalca'daki gücü ancak kendini koruyacak kadardır. Bulgar, Yunan, Sırp askerlerinin birleşerek Çatalca'ya yüklenme ihtimali yüksektir"
(A.g.e)
Yani diyor ki Kerimi,ülke elden gitmiş, düşman İstanbul'a girmek üzere ama halk zaferin her an geleceği,her an Sofya'yı alacağımız yalanına inandırılmaktadır,malum medya tarafından!
Kahvelerde çay yudumlayıp, nargile çekerken!..
Bugünle mukayese yapmak sizin bieceginiz.
bir şey ama sansür edilen ve siyasetin emrine giren medya robot haline dönüşmüş bir teba meydana getiriyor.
Fatih Kerimi, taaa Tataristan'dan gelip hatıratını yazmış, gerçeklerden haberdar olmayan ya da gerçeklerden uzak tutulan halkın vahim halini anlatmış.
Anlayana!