"Milli" Eğitim

"Milli" Eğitim

İletigönderen omer_yildiz » Cmt Ağu 20, 2011 11:16

Resim
“Çalışmadan, öğrenmeden, yorulmadan rahat yaşamanın yollarını aramayı alışkanlık haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra da geleceklerini kaybetmeye mahkûmdurlar.”
Mustafa Kemal ATATÜRK

Her öğrencinin defterinin, kitabının ilk sayfasında en güzel yazıyla yazmaları gerektiğine inandığım söz… Atatürk’ün ünlü vecizesi. Ve sanki günümüz gençliğine işaret ediyor. Çalışmayan, çaba sarf etmeyen, nasıl daha rahat yaşarımın yollarını arayan bir gençliğe hitabı gibi değil mi? Tabii sonuç olarak da haysiyetini, hürriyetini yitirmiş bir ülke konumuna gelmek kaçınılmaz. Son kısmı yoruma açık sanırım, kimimiz haysiyetimizi hürriyetimizi kaybetmedik diyebilir saygıyla karşılıyoruz ama geleceklerini kaybederler kısmına kimsenin bir itirazı olacağını sanmıyorum. Geleceğimiz yani gençliğimiz sizce ne kadar kazanılmış ya da ne kadar kaybedilmiş bunu da yorumunuza bırakıyorum.

Düşünmeyen, üretmeyen, sorgulamayan, özenti içinde, kim ne derse doğru kabul eden, günlük hayatında konuşma dilinde ki sözcük sayısı elliyi geçmeyen, herhangi bir konu üzerinde arka arkaya dört cümle kuramayan bir gençlik… Hocam çok ağır eleştiriler bunlar mı diyorsunuz? Önce biraz eleştiri yapın, çünkü tüm öğrencilerime söylediğim ve hem fikir olduğumuz bir konu olduğu için yazıyorum. Tamam, o içinizden geçenleri de anlıyorum biz öğretmenlerin hatasına bağlıyorsunuz onu da kabul ediyorum.

Dikkat ederseniz yalnızca gençliğin görünen sorunlarının bir kısmına değindim. Ve önceki yazılarımda da gençleri kesinlikle suçlamadığımı belirtip suçlunun da bizler olduğunu söyledim. İki cami arasında kalmış beynamaz misali ne doğulu, ne batılı olabilen bir ülkenin bu kadar özenti bir gençliğinin olmasında da gençleri yadırgamıyoruz tabii ki.

Bu yazıları çoğu öğrencim okumaz bile, bakar uzunmuş der okumadan geçer. Ama herkesin dikkat etmesi gereken bir konu var. Eğitim sistemimiz çok kötü diyoruz evet bunun sebeplerinden bir tanesine değinelim. Dikkat ettiniz mi okullardaki ders kitaplarına? Saçma sapan etkinlik ve resimlerle dolu. Açın bakın çocuklarınızın, kardeşlerinizin kitaplarına zerre bilgi bulamazsınız. Silkeleseniz üç sayfa bilgi ancak dökülür. İşte eğitim bu yüzden kötüye gidiyor. Kitaplar ücretsiz… Tabii böyle olunca ucuz etin yahnisi misali kitaplarda oldukça yavan. Eskiden paralıydı hatırlarsanız ve çeşit çeşit kitaplar vardı. En iyisini, en anlaşılır olanı ve en kalitelisini üretmek için yarışırdı yayınevleri. Rekabet vardı çünkü. Ama şimdi bomboş kitaplar. Diyeceksiniz ki “ne güzel işte parasız. Sana da yaranılmıyor.” O zaman sende gençliğe, eğitime laf etmeyeceksin kabullenip geçeceksin. Eğer çocuğuna senede beş kitap alamıyorsan o çocuğu ya yapma ya da ver sanayiye, meşhur söylemiyle meslek öğrensin.

Diğer bir sorun ise yine ailelerden kaynaklanan, fakat görmezden gelinen bir husus. Anne baba çocuklarının kitap okumamasından şikâyetçi, hepimizin malumu. Ne diyor anne babalar “ geç odana kitap oku” peki ne okusun hiç düşündün mü? Sen ne okudun da ondan bunu yapmasını istiyorsun? “oku” ama neyi okusun o çocuk? Bunu diyen anne baba emin olun hayatında beş kitap okumamıştır. “geç odana oku” cümlesi ile” sana bu kitabı aldım oku bana anlat bakalım” arasında cümle yapısı açısından çok fark olmasa da, sonuçları arasında inanılmaz farklar var emin olun. Bu iki cümle ya çocuğu terörist yapar ya da devlet başkanı… Arada ki o ince sandığınız kırmızıçizgi o kadar da ince değil gerçekten. Çocuk gelişimi bu kadar basite alınmamalı hangi yaşta olursa olsun. O esnada çocuğun eline versen ateizmle ilgili bir kitap, al sana çocuk ateist işte. Bu kadar basit mi demeyin evet bu kadar basit. Kaldı ki Türkiye’de ne tür öğretmenler olduğu, o çocukların Milli ve dini duygularını yok etmeye programlanmış binlerce öğretmen olduğu gerçeğini hanginiz inkâr edebilirsiniz?

Lütfen biraz daha duyarlı olalım, çocukların hayatlarında dönüm noktaları vardır gelişim açısından. Ve o dönemde çocuk nasıl yetiştirilirse ömür boyu devam eder ve karakteri o yönde gelişir. Hırsızsa ömür boyu, yalancıysa yine ömür boyu devam eder. Okuyan, araştıran, bilinçli birer birey olarak yönlendirilirlerse yine karakteri o yönde gelişir.

Hiç düşündünüz mü Almanya her iki dünya savaşında da yenildi ve yerle bir edildi, Japonya iki atom bombasıyla her şeyini kaybetti. Ama şuan dünya devi iki ülke olarak karşımızdalar. Çünkü onlarda kişi başına yıllık ortalama 25 kitap düşerken, bizde 6 kişiye 1 kitap düşmektedir! Çağdaş medeniyetler seviyesine çıkmaktan anladığımız bilim ve disiplin olmalıyken biz yalnızca kültürlerini, giyimlerini, yaşam tarzlarını örnek aldık. Ve şimdi de kara kara düşünüyoruz biz nerde hata yaptık? Daha da çok düşüneceğiz gibi…


Ömer YILDIZ ( Yazıları Facebook’tan takip etmek için : http://www.facebook.com/mryldz46 )
Mail adresi: mr_yldz@hotmail.com
En son omer_yildiz tarafından Prş Mar 29, 2012 11:27 tarihinde düzenlendi, toplamda 2 kez düzenlendi.
Kullanıcı küçük betizi
omer_yildiz
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 91
Kayıt: Cum Tem 22, 2011 22:33

Re: "Milli" Eğitim

İletigönderen Güncel Meydan » Cmt Ağu 20, 2011 23:00

omer_yildiz yazdı:“Çalışmadan, öğrenmeden, yorulmadan rahat yaşamanın yollarını aramayı alışkanlık haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra da geleceklerini kaybetmeye mahkûmdurlar.”


[mod="Yönetici"]Lütfen geçerli kaynak ekleyiniz.[/mod]
Kullanıcı küçük betizi
Güncel Meydan
Üye
Üye
 
İletiler: 584
Kayıt: Pzr Eki 12, 2008 23:12

Re: "Milli" Eğitim

İletigönderen omer_yildiz » Pzr Ağu 21, 2011 20:59

Güncel Meydan yazdı:
omer_yildiz yazdı:“Çalışmadan, öğrenmeden, yorulmadan rahat yaşamanın yollarını aramayı alışkanlık haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra da geleceklerini kaybetmeye mahkûmdurlar.”


[mod="Yönetici"]Lütfen geçerli kaynak ekleyiniz.[/mod]


tamam sanırım gerci sonraki paragrafta Atatürk'ün sözü oldugunu belirtmiştim ama...
Kullanıcı küçük betizi
omer_yildiz
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 91
Kayıt: Cum Tem 22, 2011 22:33

Re: "Milli" Eğitim

İletigönderen Ram » Pzt Ağu 22, 2011 0:35

omer_yildiz yazdı:
Güncel Meydan yazdı:
omer_yildiz yazdı:“Çalışmadan, öğrenmeden, yorulmadan rahat yaşamanın yollarını aramayı alışkanlık haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra da geleceklerini kaybetmeye mahkûmdurlar.”


[mod="Yönetici"]Lütfen geçerli kaynak ekleyiniz.[/mod]


tamam sanırım gerci sonraki paragrafta Atatürk'ün sözü oldugunu belirtmiştim ama...


Ömer Bey, sanırım yanlış anladınız. Mustafa Kemâl ATATÜRK'ün sözü olduğunu belirten geçerli bir kaynak gösterin. Bir sözün güzel olması, o sözün Ulu Önder'e ait olduğunu göstermemeketedir. Geçerli bir kaynağınız yoksa, sözü Mustafa Kemâl ATATÜRK'e ait olarak göstermeyiniz.
Mevzuubahs olan; millete saltanatını, hâkimiyetini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız¿? meselesi değildir. Mesele, zaten emrivâki olmuş bir hakikati ifadeden ibarettir. Bu, behemehâl, olacaktır. Burada içtima edenler, Meclis ve herkes meseleyi tabiî görürse, fikrimce muvafık olur. Aksi takdirde, yine hakikat usûlü dairesinde ifade olunacaktır.

Fakat ihtimâl, bazı kafalar kesilecektir!
Kullanıcı küçük betizi
Ram
Zûlme Karşı İsyan!
 
İletiler: 8167
Kayıt: Sal Şub 20, 2007 1:06
Konum: Aç haritaya bak!

Re: "Milli" Eğitim

İletigönderen omer_yildiz » Pzt Ağu 22, 2011 2:18

omer_yildiz yazdı:“Çalışmadan, öğrenmeden, yorulmadan rahat yaşamanın yollarını aramayı alışkanlık haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra da geleceklerini kaybetmeye mahkûmdurlar.”
Mustafa Kemal ATATÜRK

Her öğrencinin defterinin, kitabının ilk sayfasında en güzel yazıyla yazmaları gerektiğine inandığım söz… Atatürk’ün ünlü vecizesi. Ve sanki günümüz gençliğine işaret ediyor. Çalışmayan, çaba sarf etmeyen, nasıl daha rahat yaşarımın yollarını arayan bir gençliğe hitabı gibi değil mi? Tabii sonuç olarak da haysiyetini, hürriyetini yitirmiş bir ülke konumuna gelmek kaçınılmaz. Son kısmı yoruma açık sanırım, kimimiz haysiyetimizi hürriyetimizi kaybetmedik diyebilir saygıyla karşılıyoruz ama geleceklerini kaybederler kısmına kimsenin bir itirazı olacağını sanmıyorum. Geleceğimiz yani gençliğimiz sizce ne kadar kazanılmış ya da ne kadar kaybedilmiş bunu da yorumunuza bırakıyorum.

Düşünmeyen, üretmeyen, sorgulamayan, özenti içinde, kim ne derse doğru kabul eden, günlük hayatında konuşma dilinde ki sözcük sayısı elliyi geçmeyen, herhangi bir konu üzerinde arka arkaya dört cümle kuramayan bir gençlik… Hocam çok ağır eleştiriler bunlar mı diyorsunuz? Önce biraz eleştiri yapın, çünkü tüm öğrencilerime söylediğim ve hem fikir olduğumuz bir konu olduğu için yazıyorum. Tamam, o içinizden geçenleri de anlıyorum biz öğretmenlerin hatasına bağlıyorsunuz onu da kabul ediyorum.

Dikkat ederseniz yalnızca gençliğin görünen sorunlarının bir kısmına değindim. Ve önceki yazılarımda da gençleri kesinlikle suçlamadığımı belirtip suçlunun da bizler olduğunu söyledim. İki cami arasında kalmış beynamaz misali ne doğulu, ne batılı olabilen bir ülkenin bu kadar özenti bir gençliğinin olmasında da gençleri yadırgamıyoruz tabii ki.

Bu yazıları çoğu öğrencim okumaz bile, bakar uzunmuş der okumadan geçer. Ama herkesin dikkat etmesi gereken bir konu var. Eğitim sistemimiz çok kötü diyoruz evet bunun sebeplerinden bir tanesine değinelim. Dikkat ettiniz mi okullardaki ders kitaplarına? Saçma sapan etkinlik ve resimlerle dolu. Açın bakın çocuklarınızın, kardeşlerinizin kitaplarına zerre bilgi bulamazsınız. Silkeleseniz üç sayfa bilgi ancak dökülür. İşte eğitim bu yüzden kötüye gidiyor. Kitaplar ücretsiz… Tabii böyle olunca ucuz etin yahnisi misali kitaplarda oldukça yavan. Eskiden paralıydı hatırlarsanız ve çeşit çeşit kitaplar vardı. En iyisini, en anlaşılır olanı ve en kalitelisini üretmek için yarışırdı yayınevleri. Rekabet vardı çünkü. Ama şimdi bomboş kitaplar. Diyeceksiniz ki “ne güzel işte parasız. Sana da yaranılmıyor.” O zaman sende gençliğe, eğitime laf etmeyeceksin kabullenip geçeceksin. Eğer çocuğuna senede beş kitap alamıyorsan o çocuğu ya yapma ya da ver sanayiye, meşhur söylemiyle meslek öğrensin.

Diğer bir sorun ise yine ailelerden kaynaklanan, fakat görmezden gelinen bir husus. Anne baba çocuklarının kitap okumamasından şikâyetçi, hepimizin malumu. Ne diyor anne babalar “ geç odana kitap oku” peki ne okusun hiç düşündün mü? Sen ne okudun da ondan bunu yapmasını istiyorsun? “oku” ama neyi okusun o çocuk? Bunu diyen anne baba emin olun hayatında beş kitap okumamıştır. “geç odana oku” cümlesi ile” sana bu kitabı aldım oku bana anlat bakalım” arasında cümle yapısı açısından çok fark olmasa da, sonuçları arasında inanılmaz farklar var emin olun. Bu iki cümle ya çocuğu terörist yapar ya da devlet başkanı… Arada ki o ince sandığınız kırmızıçizgi o kadar da ince değil gerçekten. Çocuk gelişimi bu kadar basite alınmamalı hangi yaşta olursa olsun. O esnada çocuğun eline versen ateizmle ilgili bir kitap, al sana çocuk ateist işte. Bu kadar basit mi demeyin evet bu kadar basit. Kaldı ki Türkiye’de ne tür öğretmenler olduğu, o çocukların Milli ve dini duygularını yok etmeye programlanmış binlerce öğretmen olduğu gerçeğini hanginiz inkâr edebilirsiniz?

Lütfen biraz daha duyarlı olalım, çocukların hayatlarında dönüm noktaları vardır gelişim açısından. Ve o dönemde çocuk nasıl yetiştirilirse ömür boyu devam eder ve karakteri o yönde gelişir. Hırsızsa ömür boyu, yalancıysa yine ömür boyu devam eder. Okuyan, araştıran, bilinçli birer birey olarak yönlendirilirlerse yine karakteri o yönde gelişir.

Hiç düşündünüz mü Almanya her iki dünya savaşında da yenildi ve yerle bir edildi, Japonya iki atom bombasıyla her şeyini kaybetti. Ama şuan dünya devi iki ülke olarak karşımızdalar. Çünkü onlarda kişi başına yıllık ortalama 25 kitap düşerken, bizde 6 kişiye 1 kitap düşmektedir! Çağdaş medeniyetler seviyesine çıkmaktan anladığımız bilim ve disiplin olmalıyken biz yalnızca kültürlerini, giyimlerini, yaşam tarzlarını örnek aldık. Ve şimdi de kara kara düşünüyoruz biz nerde hata yaptık? Daha da çok düşüneceğiz gibi…


Ömer YILDIZ ( Yazıları Facebook’tan takip etmek için : http://www.facebook.com/mryldz46 )
Mail adresi: mr_yldz@hotmail.com



Evet ben yanlış anlamışım sanırım dediğinizi... Üniversite de iken Leyla Hoca'mızın kitabındaydı. Öğretmenlik Mesleğine Giriş. Ankara: Alkım. *Küçükahmet, Leyla (1997) şeklinde geçiyor kitabın kaynağı internette. Ayrıca çoğu MEB ders kitabında da karşılaşmak mümkün...
Kullanıcı küçük betizi
omer_yildiz
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 91
Kayıt: Cum Tem 22, 2011 22:33


Şu dizine dön: Ömer YILDIZ

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 2 konuk

cron

x