Prof.Dr.Cihan Dura
Yabancılara toprak satışı, basit bir satış işleminden mi ibarettir, yoksa son derecede yaşamsal başka yönleri de mi vardır? Akıl sahibi olan bilir: gerçek ayrıntıdadır. Peki nasıl ulaşırız ayrıntıya? Analiz yaparak, ince gözlemler yaparak... Öyleyse, biz de ufak bir analiz denemesi yapalım.
1) Ekonomik açıdan bakınca, toprak bir üretim faktörüdür, hem de yerine yenisi konamayan bir üretim faktörü... Aynı zamanda, millî servetin temel bir unsurudur. Demek ki biz yabancıya toprak sattıkça, ülkemizin üretim faktörünü, millî servetini parça parça elden çıkarmış oluyoruz. Demek ki yabancıya toprak satışı bir ulusal servet azalmasıdır, bir millî servet kaybıdır.
Şöyle ki, nasıl yabancıya satılan işletmelerimiz başka ülkelerin millî servetine ekleniyorsa, toprak satışı yoluyla da bir üretim faktörümüz, topraklarımız da yabancı devletlerin millî servetine eklenmiş oluyor.
Buna karşılık devletimiz üretim faktörü açısından, millî servet açısından aynı derecede fakirleşmiş oluyor. Çünkü toprak bizim olmaktan, Türk milletinin olmaktan çıkıyor. Orada yerli yerinde duruyor ama, tapusu bizim kasamızdan çıkıp yabancıların kasasına girmiş oluyor, tabii satılan topraklar üzerindeki her türlü tasarruf hakkı da.
Böyle bir uygulamanın uzun vadede anlamı, milletçe yoksullaşma ve ülkenin tapusunun, en değerli topraklarımızın giderek yabancı ülkelerin eline geçmesi demektir. İstersek geri alabiliriz mi diyorsunuz? Hayır, bu hemen hemen imkânsızdır, çok büyük bedeller ödemek gerektirir.
2)Toprağın ekonomik yönünden başka, bir de siyasi yönü vardır ki en az diğeri kadar önemlidir. Ülke toprağının siyasi yönünün önemine Anayasa Mahkememiz şöyle parmak basmıştır: “Yabancının [Türkiye’de] arazi ve emlak edinmesi salt bir mülkiyet sorunu gibi değerlendirilemez. Toprak devletin vazgeçilmesi olanaksız temel unsuru, egemenlik ve bağımsızlık simgesidir.”
Ne demek istiyor Yüce Mahkeme bu hükmüyle? Kısaca şunu: Toprak bir millet için devlet olmanın temel şartıdır. Toprağı satmak devleti satmaktır. Toprağından vazgeçmek, devletinden, egemenliğinden ve bağımsızlığından vazgeçmek demektir. Bir Atatürkçü Ulusal Egemenlik ve Tam bağımsızlığın, Atatürkçülüğün bel kemiği olduğunu iyi bilir.
Vatan ve millet sevgisinden yoksun birileri kirli paraları kasalarına istif ederken, işin asıl bu can alıcı yönünü, ne büyük değerlerin ekonomimizden, ulusal varlığımızdan kopup gittiğini fark edemiyorlar veya görmezden geliyorlar.